Mimar Sinan’ın Büyük Aşkı: Mihrimah Sultan

theBilgi.com - Mimar Sinan ve Mihrimah Sultan'ın Hikayesi
İlginç Türkiye

Bu aşk hikayesi biraz hüzünlü aslında. Arkasında muhteşem 2 eser bıraktı. Mimar Sinan’a eşsiz güzellikte ki 2 eseri yapmaya ve ruhunun derinliklerindeki o aşkı ve inceliği anlatan kimdir biliyor musunuz? Mihrimah Sultan.
Mihrimah Sultan ki ne şanslı, nasıl bir aşkla sevilmiş. Anlatıp durulmamış bir aşk bu. Yıllanıp kalmış, bir kalbin içerisinde.

Mihr-ü Mah kelimesi farsçadan dilimize geçmiş olup Güneş ve Ay anlamını taşır. Bu ufak anekdotuda yazdıktan sonra gelelim büyük aşkın hikayesine:

Derler ki; Osmanlı’nın büyük cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın ve büyük aşk’ı Hürrem Sultan’ın bir kız çocuğu gelir dünyaya. Efsane bir aşk’ ın meyvesidir bu çocuk ve bu yüzden belki efsane aşkların en temeline , en masalsı olanına ithafen ismi Mihrimah konulur Mihr-ü Mah Farsça da Güneş ve Ay demektir. Zaman hızla geçmiş Mihrimah Sultan büyümüş 17 yaşına gelmiştir ki o zamanlar için evlendirilmesi uygun olan bir yaştadır.

İki talibi olur, biri Diyarbakır valisi Rüstem Paşa dır, diğeri ise saray’ ın baş mimarı Mimar Sinan
Padişah biricik kızını Rüstem paşa ile evlendirir, Sinan evlidir ve 50 yaşındadır ama bilinen odur ki Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır.

Mihrimah Sultan Aşkı

Mimar Sinan o derece derin bir tutku ile aşık olduğu Mihrimah Sultan’a kavuşamamıştır fakat o’na olan aşkını olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.
İstanbul’un en güzel yerlerinden birine, Üsküdar’a Mihrimah Sultan adına bir cami yapması istenir kendisinden.

theBilgi.com - Mimar Sinan ve Mihrimah Sultan'ın Hikayesi
Mihrimah Sultan Cami, Üsküdar’da Sultan tepesinin yamacında bir arazi üzerinde kuruludur. Ki bu arazinin önünden birçoğumuz geçmişizdir. Eskilerde denize sıfır olan bu arazinin zamanla arasına dolum işlemleri yapılmış ve şimdi kıyıdan uzaklaşmıştır. Ayrıca bu külliyeden cami dışında günümüze pek bir eser kalmamıştır.

 

1540 yılında inşa etmeye başladığı cami’yi 1548 yılında tamamlar. Cami inşa edilirken bir yandan kendi aşkını anlatır hiç şüphesiz ve eserine sanki “eteklerini giymiş bir kadın” siluetini verir, ayrıca cami için mimari olarak esinlendiği, örnek aldığı yer ise bir başka aşka, kutsal bir aşka adanmış bir şaheserdir: Ayasofya!

Zaman geçtikten sonra Üsküdar’da, kıymetli İstanbul sakinleri ve o dönemin imardan sorumlu yetkilileri bir kural koymuşlardır. Bu kurala göre, Mihrimah Sultan Külliyesinin yamacında kalan, Sultan tepesine yapılacak olan evlerin pencere ve kapı ölçüleri İstanbul’un herhangi bir semtinde yapılacak olan pencere ve kapı ölçülerinin altın oran ölçeğinde küçük olacaktır. Böylelikle, Mihrimah Sultan Külliyesinin pencereleri ve kapıları altın oran ölçeğinde yamaçtaki evlerden büyük olacağından, perspektif açısından bu oranda külliye ihtişamını arttırmış olacaktır. Bu ince ama muhteşem detay hayranlık uyandırıyor.

Bahsi geçen bu cami 2 Minareli olup, padişah fermanı ile yaptırılan bir eserdir, ama Sinan’ın söyleyecekleri bununla bitmemiş olacak ki bu eserden 14 yıl sonra o güne kadar ilk defa, padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’ da surların yakınına pek kimsenin ilgilenmediği ıssız, yalnız ama İstanbul’ un en yüksek tepesi olan bir yere, sanki aşkının gizli, ıssız ve yalnızlığını ama bir o kadar büyüklüğünü haykırmak istermişçesine ikinci bir eser yapmaya koyulur; Mihrimah Sultan‘a .

İkinci Eser Edirnekapı’da

Derler ki;
Cami Mihrimah sultanın o duru, gösterişsiz ve bir o kadar asil güzelliğine istinaden küçücüktür ve sadece 38 mt bir minareye sahiptir. Bir adet incecik kubbesinin üzerindeki 161 pencere ise iç güzelliğinin ne kadar aydınlık ve berrak olduğunu temsil eder, bu sayede gün ışığının her köşede adeta dans ettiği kadınsı edalı.

theBilgi.com - Mimar Sinan ve Mihrimah Sultan'ın Hikayesi

 

( o tarihte bu açıklıktaki ve bu kalınlıktaki bir kubbeye o kadar pencere, dünya üzerinde sadece Mimar Sinan tarafından yapılabilirdi) cami içindeki pandatiflerde ve minare kenarlarındaki upuzun işlemelerde de Mihrimah Sultan‘ın o çok güzel ayak topuklarını döven, upuzun saçları tasvir edilmiştir. Ve yine denir ki Mihrimah Sultan’ın statüsü iki minareli cami yaptırmaya yetmesine rağmen, yalnızlığını simgelemesi anlamında tek minareli yapılmıştır bu cami.
Ama Sinan aşk‘ını öyle sihirli bir tılsımla mühürlemiştir ki, bu sırra şaşırmamak, o sevdaların naifliğine imrenmemek elde değil. Sinan Usta’nın aşk’ının vesikasıdır sanki; iki caminin de yeri özenle seçilmiştir. Güneşin doğum ve batım yerleri tespit edilerek yapılmış camilerdir.

Edirnekapı’da ki Mihrimah Sultan Camii’ni aynı anda görebileceğiniz bir yer tespit edin. Günbatımında (elbette, yılın sadece bir gününde ki o gün 21 Mart günüdür; yani gece ile gündüzün uzunluğunun birbirine eşit olduğu gündür. Ve tabii daha enteresanı, o günün Mihrimah Sultan’ın doğum günü olmasıdır) göreceğiniz muhteşem manzara şudur: Edirnekapı Camii’nin tek minaresinin arkasından güneş batarken, Üsküdar’daki caminin minareleri arasından ay doğacaktır!

 

theBilgi.com - Mimar Sinan ve Mihrimah Sultan'ın Hikayesi

 

Güneş ile Ay
Mihrü mah,
içindeki gizli sevdaymış
Koca Sinan’ın
Susup sakladığı,
Kalu belaya kadar
Kalemiyle yükselttiği
Kıymetlisi…

Üye Yorumları

Bir Cevap Yazın

Ya da