Bilimsel Açıdan Büyü Yapmak Mümkün müdür?

Bilim & Uzay İlginç

Bilimsel Açıdan Büyü Yapmak Mümkün müdür?

Sözlük yazarı “cheza seeker”, büyü yapma kavramını bu sefer bambaşka bir biçimde, bilimsel açıdan yorumlamış. İnsan doğası ile birçok bilim alanı birlikte ele alındığında büyü yaptırmak sahiden mümkün olabilir mi, bakalım.

Bilimsel açıdan büyü yapmak mümkün müdür?
iStock

Bedende yer alan reseptörlerce (özellikle elektromanyetik reseptörlerce) alınan her etki, nöronların zarlarında yer alan na, k, cl gibi bazı iyonların -zarda yer alan kapıcıklardan/kanallardan- hücreye giriş çıkışı ile elektrik sinyaline dönüşür, nöron boyunca ilerle ve nöron sonunda sinapslara (boşluklara) gelir, buraya salgılanan kimyasallarla beyinde -kişilikten, ruh durumuna, uyku düzeninden, hafızaya ulaşan çok geniş bir spektrumda- gerekli etkileri yaratırlar.

alınan her etki -ki, bu etkiler aslında birer enerjidirler (örneğin ışık enerjisi)- bir ölçüme dönüşür. kuantum mekaniği kopenhag yorumuna göre yapılan her ölçümdür süperpozisyonu (birbiri ile iç içe duran paralel evrenleri, yani farklı kader olasılıklarını) çöktüren (yani bu olasılıklardan birini seçen). bu çarpıcı gerçeği ünlü bilim adamı max tegmarg “bir kavşakta sağa, ya da sola dönme benzeri sıradan olayın milyonlarca paralelin yıkılmasına neden olduğu” şeklinde dile getirir.

Bilimsel Açıdan Büyü Yapmak Mümkün müdür?
Kozmolog Max Tegmarg

ancak hangi yöne dönüleceğine sadece kişi karar verir. beyin, kendi kendine çalışan bir elektrik devrelerle donanmış aygıt değildir. karar -beyin kimyaslları olan nörotransmitterlerin bağlanacağı reseptörler, nörotransmitterlerin farklı çeşidi nöromodülatörlerin miktarı, miktotübüllerin (bunlar nöronların bir bölümüdür) nöromodülatörleri hücre zarı boyunca yönlendirmesi gibi bazı kişisel olaylarla(!) verilir. yarım bardak suyu aynı anda görenlerin farklı yorumlama nedenleri budur.

bu karar da sadece içinde var olunan “an” koşullarına bağlı değil; kültür, inanç, genetik yapı, geçmişte yaşananlar, bunların yorumlanma biçimi gibi onlarca kaleme bağlıdır. yani kaderi alınan etkiyi yorumlama (kısaca hayata bakış şekli) yazar. süperpozisyonu çöktürerek milyonlarca paralel evrenden birine adamı fırlatan yorumdur.

bu yüzden “iyi söyle de iyi olsun” sözü; bunak, hayattan kopuk, aşırı saf ihtiyarların oturdukları yerde gevelemesi değil; her ne kadar metafizik bir alana ait gibi dursa da, bilim adamları tarafından ortaya çıkarılan derin, akıl almaz bir gerçektir. algıyı nasıl yorumlarsanız o paralel evren dışındakileri yıkarsınız. kaderinizi yazarsınız.

Büyü ve bilim

The Bilgi

yukarıda anlattığım sinapslarda “bizi biz yapan” kimyasallar dans ederler. ancak sinapsların farklı yapıdaki ikizleri olan, bağladıkları nöronların ise birbirlerine akıl almaz oranda yakın olduğu boşluklarda -“gap junction”larda- (ki, bunlar nronlarladaki mikrotübüllerde yer alırlar) ise elektrik sinyalleri dans ederler. söz konusu bağlantı yerleri hem beyin gama dalgalarının güçlendirildiği (hatta genelde kabul görmeyen bir varsayıma göre yaratıldığı) yerlerdir… hem de beynin kuantum ortamı ile kontağının kuruluduğu yerler.

bir “ara toparlama” yapalım: resptörlerle alınan enerjiler yorumlanır ve gama dalgaları oluşur. gama dalagaları gap junctions’da güçlenir. buradan kuantum ortamına geçer. dalga fonksiyonunu çöktürür (esprili bir dille “gerçekleşmek adına bekleyen” milyarlarca olasılıktan birini realize eder).

Bilimsel olarak Büyü yapmak mümkün müdür?

gama dalgaları yeni keşfedilmiş bir dalga frekansdır ve -burası çok önemli- hem bilinç denen fenomeni, hem algıyı yaratan gama senkronizasyonunun özüdür. koku almaktan seks duyguları uyandırmaya her oluşum gama senkronizasyonuna göz kırpar! ve de en önemlisi: meditasyon sırasında kullanılan beyin frekansı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

meditasyon imajinasyondur. imajinasyon ise belli bazı teknikler ve güçlü bir iradi kontrol ile bazı hedefleri realize etmek anlamında kullanılırsa adına maji, büyü, denir. yani büyü “de” gün boyunca fark etmeksizin olayları yorumlama ile süperpozisyon çöktüren gama dalgaları ile yapılır.

bu yüzden büyü, mikrotübüllerdeki kuantum olaylarını -zaten gün boyunca fark etmeden yaratılan eylemleri, yazılan kaderi- arzuya göre yaratma ilmidir. “herkes gün boyunca bilincine varmaksızın hem başkalarının, hem kendini büyülemekte, hem de başkaları tarafından büyülenmektedir. büyücü ise bu işi fark ederek yapmayı bilen; yani kaderi istediği gibi yazan kişidir.” paraleller arasından canınızın istediğini seçip realize ettirebiliyorsanız büyücüsünüz demektir.

tüm aktarılan bilgileri çok basitleştirelim

“beyinsel eğitimi ile imajinasyonunu mikrotübüllerdeki gap junctions yolu ile kuantum ortamına yansıtabilen kadere hükmeder… isteyen buna büyü diyebilir.”

olaya yapılan majinin “tutması” açısından bakınca tabii ki işler bu kadar kolay değildir. her başarılı imajinasyon başarılı sonuç demek anlamına gelmez. kadere hükmetmek için yardımcı (destekçi) güçlere de gerek vardır. bu güçler ise kuantum uzay-zaman geometrisine “embed olan”, bazı bilim adamlarınca “platonik değerler” şeklinde adlandırılan, ancak gerçekten hem iyi, hem de kötücül karakterde olan enerjiler (vibrasyonlardır). bunlara ister tanrılar dersiniz, ister antiteler, ister kuran ayetlerinin gücü, ister esmalar, ister sadece farklı frekans değeri olan enerjiler… büyücünün; bir “imajinasyoncu” (örneğin sadece dua eden kişi) , ya da bir “meditasyoncu” (örneğin transandantal meditasyon eğitimi almış kişi) dan farkı bu doğal vibrasyonlarla (bazı teknikler aracılığı ile) diğer insanlara göre çok daha kolay kontak kurmayı bilmesine de dayalıdır.

The Bilgi

son kez özetleyelim

kader, herkes tarafından kuantum uzayında var edilir. büyücü ise buraya bilinçsizce değil, bilinç (irade ve beyin eğitimi) ile ulaşmayı ve de bu ortamdan enerji “yontmayı” bilendir. ortada gizem, hatta meta-fizik bile değil, fizik vardır… ve kuantum mekaniğindeki ilerlemeler göz önüne alınırsa -kanım o ki- bilim adamları yakında majikal çalışmaların formülünü yazabileceklerdir.

not: beyindeki gama senkronizasyonu ve meditasyon ilgisi hakkında bilgi isteyen arkadaşlara ortak yanıt vereyim:

[experiments on tibetan buddhist monks have shown a correlation between transcendental mental states and gamma waves.
zero power and selflessness: what meditation and conscious perception have in common”. 2009. journal: cognitive sciences 4(2).
meditation gives brain a charge, study finds“. 2010. the washington post. marc kaufman.]

not: majikal ve yukarıda yüzeysel olarak söz ettiğim konularda eğitim için bu siteye göz atabilirsiniz.

 

Bilginin Kaynağı

 

Üye Yorumları

Bir Cevap Yazın

Ya da